Frankfurt’ta donmuş bir hayat süren tarihçi Lena, sosyal medyada gördüğü eski bir kilimdeki
desenlerin, kayıp bir yazı sisteminin izlerini taşıdığını fark eder. Yanına, bölgeyi iyi bilen sosyal
antropolog David ve sırlarla dolu yerel rehber Ahmet’i alarak Diyarbakır’a gider.
Bu yolculuk onu, bir yanda şehrin kuşatılmış sokakları, diğer yanda yüzyıllık sessizliklerle dolu
bir hafıza labirentine sürükler. Kadim bir Ermeni nakkaşın kayıp defterinin ve “ateşe verilen” bir
sırrın peşinde, hem kendi içindeki boşluğu hem de tarihin karanlıkta kalmış bir sayfasını arar.
Paralel bir zamanda, binlerce yıl önce, çoban Şiyar dağda kadim bir bilgelikle karşılaşır ve onun
taşta değil, dokumaya işlenen tek kalıcı yol olduğuna inanır. Dokuduğu kilim, zamanla parçalara
ayrılıp dağılacak, her bir parça unutulmuş bir öğretinin sessiz habercisi olacaktır.
ZARİBAR, bu iki arayışı, birbirine dokuyan motifler gibi birleştiren çok katmanlı bir roman. Acının,
hatırlamanın ve parçaları birleştirerek bütüne ulaşma çabasının, zamana meydan okuyan
hikâyesi. Çünkü en derin hakikatler bazen taşta değil, ipliklerde ve yüreklerde yazılıdır.
Eyyüp Köse

