Bazı sandıklar yalnızca eşyaları değil; geçmişi, özlemi ve yarım kalmış cümleleri saklar.
İstanbul’un gürültüsünü geride bırakıp Ege’nin dingin bir sahil kasabasına sığınan Yıldız, yerleştiği evin bahçesindeki küçük taş evde kilitli kalmış ahşap bir sandık bulur. Sandığın içinden çıkan sararmış mektuplar, hiç tanımadığı bir kadının yarım kalmış hikâyesini bugüne taşımaktadır.
Yıldız, o satırları okudukça yalnızca geçmişin tozlu sırlarını değil, kendi kalbinde çoktan unuttuğu derin bir cevabı da aramaya başlar: İnsanı en çok ne iyileştirir?
Bir aşk mı, içten bir dostluk mu, yoksa her şeye rağmen yeniden başlayabilme cesareti mi?
Yıldız, geçmişle bugün birbirine karışırken, başka bir kadının acısında kendi iyileşmesini bulacaktır. Aynı Hayatın Kıyısında; kayıpların, bağışlamanın ve küllerinden yeniden doğmanın sıcacık romanı...
Geçmişe tutunmak bazen zincir, bazen kanattır.
Aslıhan Gök

