Ali, Helen’i ilk gördüğünde yalnızca merak etmişti. Ona yüklediği anlam büyüdükçe bu merak önce tutkuya, sonra vazgeçemediği bir saplantıya dönüştü.
Helen ise Ali’nin ilgisinde yıllardır aradığı gücü, korumayı ve bağlılığı buldu. Fakat ona yaklaşmakla ondan kaçmak arasında kaldı. Kalbi başka, mantığı başka şeyler söylüyordu.
İki insan birbirini bu kadar isterken neden sürekli birbirini yaralar?
Çünkü sevgi her zaman iyileştirmez. Güvenin olmadığı yerde aşk; kıskançlığa, şüpheye, oyuna ve intikam arzusuna dönüşebilir. Ali ile Helen de birbirlerini sevdikleri kadar birbirlerinden korkacak, her ayrılığın ardından yeniden aynı ateşe meşalelerle yürüyeceklerdir.
Hizran, insanın sevdiği kişiyi gözünde nasıl ulaşılmaz hâle getirdiğini ve bazen kendi elleriyle yarattığı duygunun kölesine nasıl dönüştüğünü anlatıyor.
Bazı aşklar mutlu sona ulaşmaz. Yalnızca unutulmayacak kadar derin yaşanır. Agit Dinç

