Kitap Yazmak İsteyen Yazar Adayları Neden Vazgeçmemeli?
- 3 Haz
- 7 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 1 gün önce
Kitap yazmak, birçok insanın içinde yıllarca taşıdığı büyük hayallerden biridir. Kimi yazar adayları çalışırken aklında roman sahneleri kurar, kimi yıllardır anlatmak istediği hayat hikâyesini düşünür, kimi de bir gün kitabının raflarda yer alacağını hayal eder.
Fakat kitap yazma hayali ile tamamlanmış, yayımlanmaya hazır bir kitap dosyası arasında uzun ve çoğu zaman yorucu bir yol vardır. Bu yolun en zor kısmı bazen yazmak bile değildir. Asıl zor olan, ilk heyecan azaldığında yazmaya devam etmek, ret cevapları karşısında dağılmamak ve kendinizden şüphe ettiğiniz anlarda dosyayı tamamen bırakmamaktır.
Birçok yazar adayı aynı soruyla karşılaşır: “Ya kitabım yeterince iyi değilse?”
Bu soru doğaldır. Hatta çoğu zaman gereklidir. Çünkü yazarın kendi metnine eleştirel bakabilmesi gelişimin ilk adımıdır. Ancak bu soru sizi çalışmaya değil de vazgeçmeye götürüyorsa, artık faydalı değil, zararlı hâle gelmiş demektir.
Kitap yazmak yalnızca ilhamla ilerlemez. Sabır, disiplin, düzeltme, yeniden yazma ve reddedilmeye rağmen devam edebilme gücü ister. Yayıncılık tarihinde bugün klasikleşmiş, milyonlarca okura ulaşmış ya da büyük ticari başarı kazanmış pek çok kitabın ilk başta reddedilmiş olması da bunu gösterir.
Kitap Yazmak Neden Sabır İster?
Kitap yazmak dışarıdan bakıldığında romantik bir uğraş gibi görünebilir. Sessiz bir masa, kahve, defterler, gece gelen ilham... Oysa gerçek yazma süreci çoğu zaman bundan çok daha dağınık ve zorlayıcıdır.
Bir kitabı tamamlamak için yalnızca iyi bir fikre sahip olmak yetmez. Yazarın o fikri taşıyacak bir yapı kurması, karakterlerini geliştirmesi, metni tekrar tekrar okuması, zayıf bölümleri yeniden yazması ve bazen sevdiği sahneleri bile çıkarması gerekir. İlk taslak çoğu zaman kusursuz olmaz. Hatta çoğu zaman iyi bile olmaz. İlk taslak, yalnızca üzerinde çalışılacak ham malzemedir.
Yazar adaylarının çoğu ilk haftalarda güçlü bir heyecanla başlar. Fikir parlaktır, karakterler canlıdır, hikâyenin bazı sahneleri zihinde çok nettir. Fakat birkaç hafta ya da birkaç ay sonra süreç ağırlaşır. Metin beklenenden yavaş ilerler. Hikâyenin ortası tıkanır. Karakterler kâğıt üzerinde zihindeki kadar güçlü durmaz. İlk bölümler tekrar tekrar okunur ve beğenilmez.
Bu noktada birçok kişi yazmayı bırakır. Oysa burada yapılması gereken bırakmak değil, yazma sürecinin doğasını doğru anlamaktır. Kitap yazmak, ilk denemede mükemmel bir metin üretmek değil, eksik bir metni çalışarak güçlendirmektir.
Kitap fikrinizi, yarım kalmış dosyanızı veya tamamlanmış metninizi birlikte değerlendirebilir; sizin için en doğru yayın ve editörlük yolunu belirleyebiliriz.
Kitap Yazmak ve Reddedilmek: Ünlü Kitaplardan Örnekler
Yazar adayları için ret cevabı almak moral bozucu olabilir. Dosyanızı gönderirsiniz, beklersiniz ve sonunda ya kısa bir ret cevabı alırsınız ya da hiç cevap alamazsınız. Bu durum özellikle ilk kitap dosyasını hazırlayan yazarlar için yıpratıcıdır.
Fakat ret cevabı, tek başına bir kitabın değersiz olduğu anlamına gelmez. Yayıncılık tarihinde bunun çok güçlü örnekleri vardır.
Moby Dick – Herman Melville
Bugün dünya edebiyatının klasiklerinden biri kabul edilen Moby Dick, yayımlanmadan önce çeşitli zorluklarla karşılaştı. Herman Melville’in romanı, dönemindeki yayıncılar için kolay kabul edilecek bir metin değildi. Anlatı yapısı, dili ve konusu alışılmış kalıplara tam olarak uymuyordu. Ancak Melville’in ısrarı sayesinde bugün edebiyat tarihinin en bilinen eserlerinden biri hâline geldi.
Bu örnek, yazar adayları için önemli bir noktayı gösterir: Bazen bir metnin değeri, ilk okunduğu anda hemen anlaşılmayabilir.
Harry Potter – J. K. Rowling
Harry Potter ve Felsefe Taşı da yayımlanmadan önce birçok yayınevinden ret aldı. Bugün dünyanın en çok bilinen kitap serilerinden biri olan Harry Potter, ilk aşamada yayıncıları hemen ikna edememişti.
Bu hikâyenin yazar adayları için asıl önemi şudur: Bir dosyanın reddedilmesi, onun okurla buluşamayacağı anlamına gelmez. Elbette her reddedilen dosya Harry Potter olmaz. Fakat güçlü bir fikir, doğru çalışma ve doğru zamanlama ile bambaşka bir noktaya ulaşabilir.
Alacakaranlık – Stephenie Meyer
Stephenie Meyer’in Alacakaranlık serisi de yayımlanmadan önce birçok retle karşılaştı. Daha sonra büyük bir okur kitlesine ulaşan ve sinema uyarlamalarıyla küresel bir markaya dönüşen seri, başlangıçta yayıncılar için risksiz bir tercih değildi.
Burada önemli olan, yazarın kendi okur kitlesini bulabilmesidir. Bazı kitaplar edebî çevrelerden önce okurlarla bağ kurar. Bu bağ kurulduğunda, yayıncılık dünyasının kitaba bakışı da değişebilir.
Carrie – Stephen King
Stephen King’in ilk romanı Carrie, yayımlanmadan önce defalarca reddedildi. Hatta King’in bir noktada dosyadan vazgeçtiği, metni çöpe attığı ve eşi Tabitha King’in onu devam etmeye teşvik ettiği sıkça anlatılır.
Bugün Stephen King, dünyanın en çok okunan yazarlarından biri. Ancak bu başarı, ilk denemede gelmedi. Carrie örneği, yazar adaylarına çok net bir şey söyler: Bazen dosyanın kaderi, yazarın en umutsuz anında yeniden masaya dönmesine bağlıdır.
Rüzgâr Gibi Geçti – Margaret Mitchell
Margaret Mitchell’in Rüzgâr Gibi Geçti romanı da yayımlanmadan önce çok sayıda retle karşılaştı. Bugün hem roman hem de film uyarlamasıyla edebiyat ve sinema tarihinde önemli bir yere sahip olan bu eser, ilk aşamada yayıncılar tarafından kolayca kabul edilmedi.
Bu örnek, büyük hacimli ve iddialı metinlerin yayıncılar için her zaman kolay kararlar olmadığını gösterir. Bazen bir kitabın potansiyeli, ancak doğru editöryal bakış ve doğru yayın kararıyla ortaya çıkar.
Anne Frank'ın Hatıra Defteri – Anne Frank
Anne Frank’ın günlüğü de yayımlanmadan önce çeşitli retlerle karşılaştı. Bugün insanlık tarihinin en dokunaklı ve en çok okunan tanıklıklarından biri olarak kabul edilen bu metin, ilk aşamada herkes tarafından hemen anlaşılmadı.
Bu örnek, bazı kitapların değerinin yalnızca edebî yapısından değil, taşıdığı insani tanıklıktan geldiğini gösterir. Bazen bir metin, yalnızca bir hikâye anlatmaz; bir dönemin, bir acının ve bir insanlık durumunun sesi olur.
Küçük Kadınlar – Louisa May Alcott
Louisa May Alcott’un Küçük Kadınlar romanı bugün çocuk ve gençlik edebiyatının klasiklerinden biri olarak kabul edilir. Fakat Alcott da yazarlık yolunda kolay bir kabul süreci yaşamadı. Ona yazmayı sürdürmek yerine daha geleneksel bir yolda kalması gerektiğini ima eden yaklaşımlar oldu.
Bugün Küçük Kadınlar hâlâ okunuyor, yeniden basılıyor, sinemaya ve televizyona uyarlanıyor. Bu da yazar adaylarına şunu hatırlatır: Bir dönemin yeterince değer vermediği metinler, zaman içinde çok daha geniş bir anlam kazanabilir.
Lolita – Vladimir Nabokov
Vladimir Nabokov’un Lolita romanı da yayımlanmadan önce ciddi retlerle karşılaştı. Tartışmalı konusu nedeniyle bazı yayıncılar metne mesafeli yaklaştı. Bugün ise Lolita, edebiyat tarihinde üslubu, anlatıcısı ve tartışmalı yapısıyla üzerine en çok konuşulan romanlardan biri kabul edilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Tartışmalı, zor ya da alışılmışın dışında bir metin yazıyorsanız, yayın yolculuğunuz daha zor olabilir. Bu tür metinlerde yazarın yalnızca cesur olması yetmez; dil, kurgu ve anlatım kontrolünün de çok güçlü olması gerekir.
On Kişiydiler – Agatha Christie
Agatha Christie’nin On Kişiydiler romanı da ilk aşamada kolay bir yayın yolculuğu geçirmedi. Bugün polisiye edebiyatın en bilinen örneklerinden biri olan bu eser, Christie’nin ustalığını ve kurgu zekâsını gösteren en güçlü metinlerden biridir.
Christie’nin başarısı, yazar adayları için yalnızca “vazgeçmeyin” mesajı taşımaz. Aynı zamanda tür bilgisine, kurgu disiplinine ve okuru son sayfaya kadar metnin içinde tutabilme becerisine işaret eder. Yani ısrar tek başına yeterli değildir; zanaatın da güçlenmesi gerekir.
Tavuk Suyuna Çorba Serisi – Jack Canfield ve Mark Victor Hansen
Tavuk Suyuna Çorba serisi, yayıncılık tarihinde en dikkat çekici ret hikâyelerinden birine sahiptir. Başlangıçta çok sayıda yayınevinden olumsuz cevap alan bu proje, daha sonra büyük bir okur kitlesine ulaşarak güçlü bir yayın markasına dönüştü.
Bu örnek özellikle kurgu dışı kitap yazmak isteyenler için önemlidir. Bazen bir kitabın değeri, edebî niteliğinden çok okurda yarattığı duygu, ihtiyaç ve bağ üzerinden anlaşılır. Yayıncıların ilk aşamada göremediği şey, okurun güçlü biçimde sahip çıkacağı bir fikir olabilir.Yazar Adayları Bu Ret Hikâyelerinden Ne Öğrenebilir?
Bu örnekleri yanlış okumamak gerekir. “Ünlü kitaplar da reddedildi, o yüzden benim dosyam da kesin değerlidir” sonucuna varmak doğru değildir. Bu, yazarın kendini kandırması olur.
Doğru çıkarım şudur: Ret cevabı almak, yolun bittiği anlamına gelmez. Fakat ret cevabı aldıktan sonra hiçbir şey yapmadan aynı dosyayı tekrar tekrar göndermek de iyi bir strateji değildir.
Yazar adayı, her ret cevabından sonra dosyasına daha dikkatli bakmalıdır. İlk bölüm yeterince güçlü mü? Karakterler okurun ilgisini taşıyabiliyor mu? Olay örgüsü dağınık mı? Anlatımda tekrarlar var mı? Dil, hedef okur ve tür için uygun mu? Dosya profesyonel görünüyor mu? Kitabın konusu yayınevine doğru anlatılmış mı?
Reddedilen ünlü kitapların yazarları yalnızca inatçı oldukları için başarılı olmadılar. Çoğu, yazmaya devam etti, metnini geliştirdi, doğru fırsatı aradı ve yayın yolculuğunda pes etmedi.
Dosyanızın zayıf ve güçlü yönlerini birlikte görelim. Editoryal değerlendirme için bizimle iletişime geçin.

Kitap Yazmak İsteyenler Ret Cevabından Sonra Ne Yapmalı?
Bir yayınevinden ret cevabı aldıysanız, önce acele etmeyin. Aynı gün dosyanızı onlarca yayınevine daha göndermek çoğu zaman iyi bir strateji değildir. Önce dosyanızı ve başvuru sürecinizi değerlendirin.
İlk olarak, doğru yayınevlerine başvurup başvurmadığınıza bakın. Her yayınevi her tür kitabı yayımlamaz. Çocuk kitabı ağırlıklı çalışan bir yayınevine yetişkin polisiye roman göndermek doğru bir eşleşme değildir. Akademik yayın yapan bir yayınevine romantik kurgu dosyası göndermek de büyük olasılıkla sonuçsuz kalır.
İkinci olarak, dosyanızın sunumunu inceleyin. Kitap adı, türü, hedef okur kitlesi, kısa tanıtım metni ve yazar bilgisi net mi? Yayınevine gönderdiğiniz e-posta profesyonel mi? Dosyanız okunması kolay ve düzenli hazırlanmış mı?
Üçüncü olarak, metnin kendisine dönün. İlk bölüm okuru içeri alıyor mu? Gereksiz uzun girişler var mı? Karakterlerin amacı belli mi? Anlatımda tempo sorunu yaşanıyor mu? Yazım ve noktalama hataları okuma deneyimini zayıflatıyor mu?
Ret cevabı aldıktan sonra yapılacak en doğru şey, dosyayı yalnızca başka yerlere göndermek değil, daha bilinçli biçimde güçlendirmektir.
Vazgeçmemek Aynı Dosyada Israr Etmek Değildir
Vazgeçmemek, aynı dosyayı hiç değiştirmeden yıllarca yayınevlerine göndermek anlamına gelmez. Bu, direnç değil körlüktür.
Gerçek anlamda vazgeçmemek, metni ciddiye almak demektir. Gerekirse yeniden yazmak, gerekirse bazı bölümleri çıkarmak, gerekirse karakterleri derinleştirmek, gerekirse ilk fikrinizin yeterince güçlü olmadığını kabul edip daha iyi bir yapı kurmak gerekir.
Yazar adaylarının en sık yaptığı hatalardan biri, metinlerine fazla duygusal bağlanmalarıdır. O sahneyi yazmak için çok emek vermiş olabilirsiniz. Bir karakteri çok seviyor olabilirsiniz. Bir bölüm sizin için kişisel olarak çok anlamlı olabilir. Fakat okur için çalışmıyorsa, metinde kalması gerekmeyebilir.
İyi yazarlar yalnızca yazan kişiler değildir. Aynı zamanda öğrenen, düzelten, bekleyen, yeniden deneyen ve gerektiğinde kendi metnine mesafe koyabilen kişilerdir.

Kitap Yazmak İçin Profesyonel Destek Ne Zaman Gerekir?
Her yazar profesyonel destek almak zorunda değildir. Fakat bazı durumlarda dışarıdan bir göz, metnin geleceği için belirleyici olabilir. Özellikle ilk kitabını yazan yazar adayları, dosyalarının güçlü ve zayıf yönlerini objektif biçimde görmekte zorlanabilir.
Metni defalarca okuduğunuzda bazı hataları görmemeye başlarsınız. Buna metin körlüğü denir. Eksik açıklamalar, tekrar eden ifadeler, mantık boşlukları, karakter tutarsızlıkları ve tempo sorunları yazarın gözünden kaçabilir. Çünkü yazar, çoğu zaman sayfada yazan şeyi değil, zihninde kurduğu şeyi okur.
Bu noktada editörlük, geliştirici editörlük veya yazar koçluğu desteği devreye girebilir. Eğer dosyanız tamamlanmışsa editöryal değerlendirme almak, kitabınızın yayın yolculuğuna daha sağlam başlamasını sağlar. Eğer dosyanız yarım kaldıysa, yazar koçluğu veya hikâye planlama desteği süreci yeniden hareketlendirebilir.
Profesyonel destek, yazarın yerine kitabı yazmak için değil, yazarın kurduğu metni daha güçlü, tutarlı ve okunabilir hâle getirmek için vardır.
Sonuç: En Büyük Tehlike Ret Değil, Erken Vazgeçmektir
Kitap yazmak isteyen yazar adayları için en büyük engel çoğu zaman dışarıdan gelen ret cevabı değildir. Asıl engel, yazarın kendi dosyasından erken vazgeçmesidir.
Bir kitabın tamamlanması zaman alır. Bir dosyanın güçlenmesi emek ister. Yayın süreci sabır gerektirir. Fakat bütün bu süreçlerin ortak noktası şudur: İlerlemek için metne geri dönmek gerekir.
Eğer gerçekten kitap yazmak istiyorsanız, yalnızca hayal kurmak yeterli değildir. Yazmanız, okumanız, düzeltmeniz, gerekirse yardım almanız ve metninizi geliştirmeye devam etmeniz gerekir.
Ret cevapları moralinizi bozabilir. Yavaş ilerlemek sizi yorabilir. İlk taslak beklediğiniz kadar iyi olmayabilir. Bunların hiçbiri yolun bittiği anlamına gelmez. Yol, siz dosyayı kapatıp bir daha açmamaya karar verdiğinizde biter.
Kitap dosyanızı birlikte güçlendirelim.




Yorumlar